Bu soruya EVET cevabını verdiyseniz; şanslı azınlıktasınız.
Hayattan tad alanlardan, hergün çalışıp, aslında hiçbir gün çalışmayanlardansınız.
Çalışmakla yaşamanın ayrımını yapmayanlardansınız.
Yaptığı işi hayatın kendisi olarak görüp, keyif alanlardansınız.
Haftanın sadece 2 günü değil, tam 7 kocaman günü yaşayanlardansınız…
***
Türkiye’de ailemle, arkadaşlarımla geçirdiğim 3 mükemmel haftaya ve dünyanın güneş altında en güzel parlayan şehri İstanbul’u koklamama rağmen bu hafta başı; ıslak, soğuk, gri Dublin’e geri döndüm. …Ve mutluyum. Çünkü Dublin’i ıslak, soğuk ve gri bir şehir olması güzel yapıyor belki de… İnsanları, binaları ve ruhu güzelleştiriyor Dublin’i kimbilir…
Ama mutlu olmamın tek nedeni değil Dublin; mutluyum, çünkü işime geri döndüm. Sevdiğim şeyleri, sevdiğim yerde, sevdiğim insanlarla yapmaya yeniden başladım.
İşte bu yüzden, sabahları erkenden kalkmak acı değil, keyif veriyor bana.
Bu yüzden; Cuma gününün getirdiği mutluluğu işimin bitmesine değil, haftasonu yapacağım yeni ve değişik şeylerin heyecanına bağlıyorum.
Belki de bu yüzden, Pazar sendromu denen kavramı hiçbir zaman anlayamayacağım…
***
İzne çıkmayı, tatile gitmeyi işten kurtuluş olarak görenlerdenseniz bazı şeyleri sorgulamanın vakti gelmiş demektir.
80-90 yıllık insan ömrünün sonsuzluktaki kısalığını düşünürseniz, mutsuz veya isteksizce yaşayarak kaybedeceğiniz her saniye ömrünüzden çalınacaktır.
Oysa izne çıkmayı, tatile gitmeyi bir “kaçış” yerine, yeni heyecanlara yelken açmak ve bir değişiklik olarak görüyorsanız “yaşıyorsunuz” demektir.
Çünkü, yaşamakla çalışmak farklı şeyler olmamalıdır asla.
Çalışırken yaşamayı veya yaşarken çalışmayı birbiri içinde eritebilenler yaşadığı ömrün hakkını verebilir sadece…

Tatil ve çalışma hayatı arasındaki etkileşim benim çok düşündüğüm bir konu. Özellikle batılıların çalışma hayatını, onları tatile götürecek bir yol olarak gördüklerini düşünüyorum. Bizde ise çalışmak tatilin önünü kesen bir engel olarak görülüyor. Bayram tatili uzasın, ona tatil buna tatil diyerek insanları çalışkanlıktan çok çalışmamaya özendiriyoruz. İnsaların işlerine mutsuz gitmesinde özellikle özel sektörde insanların haklarının tam olarak verilmiyor oluşu da etkili. Fazla mesai dahil tüm haklarını alan bir kişinin işyerine mutsuz gideceğini pek sanmıyorum. Bu da bizim batı ile aramızdaki farkı oluşturuyor. Hoş, çalışma koşulları bizden kat be kat kötü olan güneydoğu asyalı insanların çalışma koşullarını anlatmaya gerek bile yok ama o insanlar için tatil kavramı ne ifade ediyor onu da merak ediyorum.