2015 Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz Asya gezimizin ikinci yarısını Kuzey Tayland’a ayırdık. Gezimizin ilk yarısına ait...
Yemeksepeti’nin başarı hikayesinin düşündürdükleri…
Önce şunu söyleyeyim: Çok uzun bir Yemeksepeti.com analizi veya başarı hikayesi yazmayacağım. Yemeksepeti’nin 589 milyon dolar değerlemeyle (1 ,5 milyar TL’nin üstünde bir rakam) yabancı bir firma tarafından satın alınmasının bende düşündürdüğü bir konudan bahsedeceğim.
Her şeyden önce Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın‘ı ve Yemeksepeti ekibini yürekten tebrik edelim, zira Türkiye’nin djital endüstrisi ve birçok girişim için çok büyük umut aşıladılar, her şeyden önemlisi Türkiye’den çıkmış bir girişim olarak yüzümüzü güldürdüler.
Bu güzel gelişmenin bende düşündürüğü konu “cesaret”.
Cesaret tamamen doğuştan gelen bir özellik değil, sonradan geliştirilebilen bir nitelik ve kapasite. Şu konuda baştan anlaşalım: Cesareti sonradan edinebiliriz. Bugün cesur adımlar atamıyor olmamız, yarın cesur adımlar atamayacağımız anlamına gelmiyor.
Doğru yönetilen cesaret öylesine değerli bir nitelik ki; birçok bireyin hayatını, birçok organizasyonun ve kurumun başarısını, hatta devletlerin gelişmişlik düzeylerini ve kaderlerini dahi belirliyor (Bkz. Mustafa Kemal Atatürk).
Tüm yetenekleri tamamlayan nitelik: Cesaret
Cesaret denen nitelik öylesine önemli ki, birçok yetenek açısından birbirine yakın bireyleri ve kurumları çok farklı noktalara çekebiliyor. Yemeksepeti’ni ve benzer birçok başarılı girişimi bu güzel noktalara getiren faktör de, kurucularının ve yöneticilerinin, doğru zamanlarda doğru adımları atabiliyor olmaları. Bu adımları atmayı işte “cesaret” sağlıyor.
Bu adımları atabilmek hiç de kolay değil, çünkü cesaret denen olgu, riskleri de içinde barındırıyor. Korku, acı, risk, belirsizlik veya tehdit ile başa çıkabilme yeteneklerinin de kuvvetli olması gerekliliğini istiyor.
***
Dijital endüstride çalışıyorum. Çevremde birbirinden yetenekli, çalışkan, birikimi ve motivasyonu son derece yüksek insanlar var. Sadece Türkler değil, her milletten insandan bahsediyorum.
Birikimlerine, iş zekalarına, çalışkanlıklarına bakarsak hepsi; Yemeksepeti, Google, Facebook, Microsoft, Apple gibi bugün başarı hikayeleri konuşulan milyarlık girişimlerin mimarları olabilecek kapasitedeler. Ancak bahsettiğim bu kişilerin yüzde 99’u konfor alanlarından çıkma tercihini yapmıyorlar.
(4 sene önce yazdığım “konfor alanı” hakkındaki yazımı okumanızı öneriyorum).
Donald Walsch: “Hayat konfor alanınızın ötesinde başlar”
İnsanların, iş veya özel hayatlarında cesur hamleler yapmak istememelerini ve konfor alanlarının dışına çıkmamalarını KESİNLİKLE eleştirmiyorum, çünkü söylemiş olduğum gibi, bu bir tercih meselesi.
İnsanoğlu mutluluk maksimizasyonu yapmaya çalışan bir varlık, ve bu mutluluk hesabı; konfor alanında kalmayı gerektiriyorsa belki de orada kalmak kişi için en doğrusu.
Ancak kişinin mutluluğuna giden yol konfor alanından çıkmaktan geçiyorsa (kişinin kendisini tanımasının önemini hatırlayın), diğer bir deyişle cesur olmayı gerektiriyorsa, “cesaret” denen bu niteliğe yatırım yapılmalı.
Dünyanın cesur insanlara ihtiyacı var…
“Cesaret” denen niteliğe yatırımın ilk adımları; “cesur” hamleler yaparak başarıya ulaşmış insanlarla sohbet etmek, onların fikirlerini almak, başarı hikayelerini okumak olabilir.
İşte bu noktada Yemeksepeti’nin başarısını çok değerli buluyorum. Sadece Türkiye’nin yüzünü güldürdüğü için değil, birçok girişime ve gence “cesaret niteliği” kazanma yolunda motivasyon verdiği için.
Daha güzel bir Türkiye ve barış dolu bir dünya için çok daha fazla cesur insana ihtiyaç var.
Unutmayalım.
